Anasayfa •  Haberler •  Ziyaretçi Defteri •  Forum •  Bize Yazın •  Haber Gönder •  Duyurular •  İletişim Rehberi •  Email •  Anasayfam Yap •   
Kullanıcı Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre
Şifrem
Yeni Kayıt
Haftanın fıkrası,
Köyümüzün Web Sitesini Gökhan GÖKTAŞ Yönetecek
Serince Nostalji - Eski Mezunlarımız
Serince Nostalji - Eski Mezunlarımız
Kurban Bayramı Video ve Resimler
Halil yine birinci...Tebrikler
Haftanın fıkrası
mesaj
ÖNDERİN 50. YIL KUTLAMALARINDA BİRİNCİLİK ÖDÜLÜ
Serince Nostalji





 
Anasayfa / Haberler / Serinceden Haberler / 

NASIL BİR CUMHURİYET?

                                                  Hangi Cumhuriyet?


 


                “Cumhuriyet” kelimesi bize Arapça “cumhur” kelimesinden geçmiştir. “Cumhur” toplu halde bulunan halk demektir. “Cumhurî” ise, cumhura, yani “millete, halka mahsus” “milletin malı” anlamlarına gelmektedir. Fransızca da “république” kelimesi, Latince de ‘şey’ anlamına gelen ‘res’ ve ‘kamu’ anlamına gelen ‘publica’ kelimelerinden türetilmiştir.(1)


               O halde cumhuriyette temel vurgu halka yapılmaktadır. Arapça bir kelime olan cumhur toplumun özünü ifade eder. Aristo’nun tanımında üç tür yönetim vardır; tek kişinin yönetimi, azınlığın yönetimi ve çoğunluğun yönetimi. Rousseau, bu yönetim şekillerini demokrasi, aristokrasi ve monarşi şeklinde sıralamıştır. Eğer yönetim belli bir azınlığın(aristokrat kesim) elinde ise yönetilen yurttaşlarla yönetenler arasında bir sınıf ayrımı oluşur. Eğer yönetim bir kişinin elindeyse(mutlak güç) otoriter bir yapı vardır ve egemenlik sadece bir kişinin elindedir. Ancak yönetilen ve yönetenler arasında bir sınıf ayrımı yoksa çok fazla fikrin bir arada yaşandığı bir yapı mevcutsa ve yönetim veraset değil seçim yoluyla devredilebiliyorsa işte bu demokrasidir.


               Hukuki olarak monarşi olmayan devlet cumhuriyettir, cumhuriyet olmayan bir devlette de monarşidir. Ancak bu tanım hukuki bir tanım olarak kalmaktadır. Sosyoloji de ise; vatandaşların ortak özelliklere sahip olduğu, adil bir yapının sağlandığı, yönetimin ırsi(héréditaire) olmadığı ve demokrasinin “doğrudan demokrasi” olduğu sistemin ismi cumhuriyettir. Bir monarşi mutlak ve despotik olabileceği gibi bir cumhuriyette de mutlak ve despotik olabilir. Örneğin;  İran ve Irak birer anti-demokratik cumhuriyettir. Bunun tam terside mevcuttur. Hollanda, İsviçre, İngiltere gibi demokrasinin beşiği sayılan ülkeler de krallıkla yönetildikleri için hukuki olarak monarşidir sayılmaktadırlar.


              Demek ki demokrasi ile cumhuriyet’in biyolojik bir bağlantısı yoktur. Her cumhuriyet aynı zamanda demokratik sayılamaz. Yemen de bir cumhuriyettir. Ancak Yemen’e bir göz atıldığında hiçte yönetimin ‘halka ait’ ‘res’ ‘publica’ yani egemenliğin ‘kamunun elinde’ olduğu söylenemez.


              Cumhuriyet asla, ‘halk için halka rağmen’ anlayışının ismi olamaz. Halk adına halkı sömürmek, cumhuriyet’in gölgesinde elbette daha kolaydır. Daha özgür bir ülke, daha müreffeh bir dünya istiyorsak elbette amacımız cumhur olmalıdır.


 


              Cumhuriyet, insanların dini inançlarına, yaşayış biçimlerine, şahşi görüşlerine karışmaz. Cumhuriyet, toplumun temel menfaatlerini gözetir. Her fikri bünyesinde barındırır ve onlara yaşama hakkı verir. Cumhuriyet kişileri sınıflara ve kategorilere ayırmaz. İşte Osmanlı’nın sırrı burada yatmaktadır. Ey oğul artık beysin! Diye hepimizin vicdanlarında her asır tekrar edilen bu ses “insanı yaşat ki devlet yaşasın” haykırışı ile yüreğimizin derinliklerinde yatmaktadır. Ama üzülerek ifade etmek istiyorum ki hala cumhuriyeti benimseyememiş, hala “cumhurun cumhuriyeti” olamamış bir ülkede yaşamaktayız. “Milleti için yaşayan bir devlet” yok, “millete rağmen yaşatılmaya çalışılan bir devlet” var bizim ülkemizde. Böyle olduğu içinde doğal olarak cumhura aidiyetlik veren bir yönetim asla oluşturulamamış ve oluşturulamaz da.


               Cumhuriyeti sevmek, gösteriler düzenlemek, bando takımlarıyla yürüyüş yapmak, balolar tertip etmek, her yeri bayraklarla süslemek değildir. Cumhuriyeti sevmek, cumhuru sevmektir. Cumhuriyeti bize emanet eden zihniyeti evlatlarımıza öğretmek, bayrağın rengini değil, şeklini değil, bayrağın ifade ettiği manayı sevmek o manayı kucaklamak demektir.


              Cumhuriyeti sevmek, cumhuru oluşturanları ezmek, sömürmek, onların haklarını ve mukaddes değerlerini çiğnemek değildir. Aksine onların menfaatlerini korumak ve gözetmek, onların “yurtta sulh cihanda sulh ilkesinden yola çıkarak” barış ve huzur içerisinde yaşamalarını sağlamaktır. Eğer böyle bir cumhuriyet sevgisi yoksa o zaman “cumhuru olmayan bir cumhuriyeti” sevmiş olursunuz.


         Ve siz aslında kendi teokratik sisteminizde “azınlığın cumhura tahakkümünü kutlamış oluyorsunuz” cumhuriyeti asla… 


 


                                                                                              H.kurbetoglu@gmail.com


 

Dipnotlar;


1-(PONTIER, 1992: 239; QUERMONNE, 1992: 923).




Gönderen : Halil KURBETOĞLU
 













Canlı Sohbet (KERVAN)
Haftanın Portresi
HUKUK KÖŞESİ: Av. Ömer GÖKTAŞ
Medya

(Doviz)
Alış
Satış

Dolar:
1.4994
1.5066
Euro:
1.9241
1.9334
Güncelle